Haber Detayı
2021-04-21 21:59 Bu haber toplam 861 kez okunmuştur
Atasporumuz güreş…

Çocukluğumdan beri Atasporumuz olan güreşi büyük bir beğeni ve heyecanla seyreder, bu spora karşı (seyirci olarak)  büyük bir ilgi duyardım.

Atasporumuz güreş…

Çocukluğumdan beri Atasporumuz olan güreşi büyük bir beğeni ve heyecanla seyreder, bu spora karşı (seyirci olarak)  büyük bir ilgi duyardım.

Bir memur çocuğu olarak Anadolumuzun birçok yöresinde bulunmuş, oraların örf ve adetlerine büyük merak sarmış ve oralarda her sene yapılan güreşleri hiç kaçırmazdım.

Hele 50’li yıllarda Amasya’da bulunduğumuz zamanlarda, yazın panayırlar kurulur, burada çeşitli gösterilerle birlikte güreş müsabakaları da yapılırdı.

Panayırın son günlerinde, gruplarında başarılı olmuş pehlivanlar, katagorilerine göre güreşirler ve galip gelenler şampiyon ilan edilirdi. Son müsabaka ise herkesin merakla beklediği başpehlivanlık güreşi olurdu. Çayıra önce davul zurna, ardından da cazgırlar çıkar ve güreşecek olan başpehlivan adaylarını izleyenlere tanıtırdı.

Biz büyük bir heyecanla bu olup biteni, hiçbir detayı kaçırmadan takip eder, güreşin bir an önce başlamasını büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla beklerdik.

Güreşe olan bu sevgim, sonraki yıllarda da devam etti. Nerede güreş varsa ya seyretmeye gider, gidemezsem bile çeşitli iletişim araçlarından takip etmeye çalışırdım.

Türk güreşinin mabedi sayılan ve her yıl yapılan Kırkpınar Yağlı Güreşlerini , dünyanın birçok ülkesinden seyretmek için gelen yerli ve yabancı güreşseverler güreşlerin yapıldığı alanı tıklım tıklım doldururlardı.

Kırkpınar güreşleri,  bırakın Türkiye’yi, tüm dünyaya malolmuş ve uluslararası arenada büyük rağbet ve beğeni kazanmıştır. Kırkpınar’da yarışacak pehlivanlar, yurdumuzun birçok bölgesinde çeşitli çayırlarda kendilerini kanıtlamış pehlivanlardır…

Dünyada Türk güreşini uzun yıllar şampiyon olarak şan ve şöhretle temsil eden güreşçilerimiz de karakucak güreşinden ve Kırkpınar’dan geçerek Dünya, Olimpiyat, Avrupa şampiyonluklarına ulaşmışlardır.

1948 yılında Londra Olimpiyatlarında Gazanfer Bilge, Yaşar Doğu, Nasuh Akar,Celal Atik, Mehmet Oktav, Muhlis Tayfur, Adil Candemir, Halit Baldemir ve Halil Kaya’dan oluşan Türk Güreş Milli Takımımızın başarısı bugüne kadar kırılamadı. Londra’nın ünlü Wembley Stadı’nı dolduran 100 bin seyirciye, bayrağımızı tam altı kez göndere çektirerek Türk’ün gücünü tüm dünyaya gösterdiler.

Daha sonraki yıllarda Türk güreşini dünyaya duyurmaya devam eden Hamit Kaplan, Mustafa Dağıstanlı, Adil Atan, Muharrem Candaş, Ali Rıza Alan, Mehmet Esenceli, Hasan Sevinç, Nihat Kabanlı, Seyit Ahmet Ağralı, Mahmut Atalay, Hasan Güngör, Ahmet Ayık ve Gıyasettin Yılmaz Türk güreşini dünya minderlerinde başarıyla temsil etmişlerdir.

1956 Olimpiyatlarından sonra Türk güreşi duraklama devrine girmiş ancak, kısa zamanda tekrar eski gücüne 1960 yıllarında kavuşmuştur. 1960’la 1980’li yıllar arasında minderde Türk’ün gücünü bütün dünyaya gösteren  Ömer Topuz, Gıyasettin Yılmaz, Ahmet Ayık, Hüseyin Gürsoy, Mehmet Uzun, Süleyman Akbayır, Gürbüz Lü,  Sefer Baygın, Nihat Kabanlı, Reşit Karabacak, Tevfik Kış, İlhan Aracı, İbrahim Aslan, Bilal Tabur, Erol Mutlu, Cumali Balçıkanlı ve diğer  güreşçilerimiz olmuşlardır. Gelmiş ve geçmiş tüm güreşçilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.

Ben şanslı birisi olarak bu şampiyon güreşçilerimizin bazı maçlarını canlı seyrettim, bazılarıyla da uzun yıllar dostluk ettim.

Şimdi bakıyorum da uluslararası olsun, yurt içindeki güreş  müsabakalarına ne televizyonlarda ne de gazetelerde ve diğer basın yayın organlarında yer verilmemekte. Atasporumuza ilgi gösterilmemektedir.

Kitlelere Atasporu güreşimizi tanıtacak ve sevdirecek olanlar da bu iletişim araçlarıdır. Yeni nesil Atasporumuzu pek tanımıyor ve bunun sonucu olarak da güreşe fazla ilgi duymuyor. Türkiye Güreş Federasyonu bu konuda harekete geçerek televizyon, gazete, radyo ve diğer iletişim araçlarının yetkilileriyle biraraya gelerek, güreşin yalnız Kırkpınar olmadığını, diğer müsabakaların da ülke güreşine büyük katkı sağladığını anlatmalı ve programlarına Türk güreşini almalarını sağlamalıdır.

Uluslararası turnuvalar bile hiçbir görsel ve yazılı basında yer almıyor. Bazen  kimsenin seyretmediği gözden ırak bazı kanallarda veriliyor. Onu da tesadüfen yakalarsak seyredebiliyoruz.

Ben bir güreşsever olarak ve Türk güreşini geniş kitlelere yaymak için Türkiye Güreş Federasyonu ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın müşterek olarak yurdun dört bir yanında güreş okulları açarak gençlerimizi bu spora teşvik etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Anadolu’muzun birçok yöresinde spor yapmak isteyen gençlerimize bu imkanı verirsek, gelecekte nice Yaşar Doğu’lar nice Gazanfer Bilge’ler ve kendilerini  minnet, şükran ve saygıyla andığımız nice şampiyon güreşçilerimiz gibi başarılı şampiyonlar çıkaracağımıza inanıyorum.

Hoşçakalın ve sağlıklı olun…

Etiketler: