Haber Detayı
2021-02-16 01:20 Bu haber toplam 4710 kez okunmuştur
En zayıf halka ve ötesi

Öncelikle, yayın hayatına başladığı 2010 yılından günümüze, keyifle yazdığım sporvitrini.com’un tepeden tırnağa yenilenen siluetini son derece beğendiğimin altını çizmek istiyorum. Dilerim bugüne dek...

En zayıf halka ve ötesi

Öncelikle, yayın hayatına başladığı 2010 yılından günümüze, keyifle yazdığım sporvitrini.com’un tepeden tırnağa yenilenen siluetini son derece beğendiğimin altını çizmek istiyorum. Dilerim bugüne dek olduğu gibi, bundan böyle de ‘Burada spor var’ mottosuyla ilkeli yürüyüşünü sürdürür…

Futbolumuzun en zayıf halkasının yöneticiler oluşu yeni ve ilginç bir durum değil. Acı olan, bunun olumlu yönde değişmesi yolunda hemen hiçbir şeyin yapılmayışı ve her geçen gün işlerin biraz daha kötüye gidiyor oluşu.

Aslında hiç hoşuma gitmez ama bu konuda geçmişe özlem duymamak da elde değil. Yakın zamanda bir olayı araştırırken rastladığım fotoğraf, öyle sanıyorum ki hepimizi şaşkına çevirecek nitelikte. 1960 Temmuz’unda birkaç maç yapmak için Rusya’ya giden Galatasaray kafilesini uğurlayanlar arasında Fenerbahçe’nin iki yöneticisi bulunuyor. Sonraki yıllarda başkanlık da yapacak olan ‘kefal’ unvanlı Fikret Arıcan ile Niyazi Sel, Gündüz Kılıç nezdinde kafileyi başarı dilekleriyle uğurluyor. (Faruk Ilgaz da oradaymış, ilgili haberde var, fotoda yok.)

Bugün birbirlerinin yüzüne bakamaz duruma gelmiş olan yöneticilerin geçmişte çok daha sağlıklı tavırlar ortaya koymuş olduklarını görmek insanı sarsıyor. Başta Süleyman Seba olmak üzere Fikret Arıcan, Ali Uras gibi yöneticilere duyulan özlem artıyor.

Futbol dünyasındaki bezdirici tartışmaların temelinde sürekli olarak hakemler yer alıyor. Başarısız yöneticiler için de hakemler adeta bir cankurtaran simidi! Yaptıkları hataların yol açtığı fiyaskoları herhangi bir maçtaki hakem hatasına bağlayıp işin içinden inanılması güç bir kolaylıkla sıyrılıveriyorlar. Bunun da asıl nedeni, hakemlerin ‘taraftarsız’ bir topluluk oluşu. Ayrıca onların hataları üzerinden tartışma başlatıp sürdürmek çok kolay oluyor. Savunmasız kişileri dövmeyi hepimiz çok seviyoruz.

Hemen her sezon ligin son dönemindeki yönetici atışmaları da bilinmeyen bir durum değil. Yaptığı hatalarla takımını küme düşürmüş bir yönetici asla suçlu değildir bizde. O suç, kesinlikle hakemlerin ve kendilerinin düşmesinde rol oynamış olan bazı ‘düşman’ takımlarındır…

Şampiyon olamadığınızda da durum değişmez; bunda asla sizin bir kusurunuz yoktur. Ya hakemler izin vermemiştir şampiyon olmanıza ya da size karşı kurulmuş olan şer cephesi engel olmuştur mutlu sona ulaşmanıza…

Sezon içinde bütün haksızlıklar size yapılmıştır. Hakem hatalarından dolayı kaybettiğiniz puanları hesaplamak bile mümkün değildir. Böyle bir durumda dünya çapında yönetim performansı göstermiş olsanız da elbette ki hedefe ulaşmak mümkün olamaz. Yaşadığınız dram budur!

 

 6222 kalktı mı? 

İşlerin iyi gittiği dönemlerde yöneticiler hiç değilse belli birtakım nezaket kurallarına uymaya özen gösterir gibidir. En azından, başkalarının işlerine karışmamak gerektiği, yorum ve değerlendirmelerin kendi kulüpleriyle sınırlı kalması gereği kabul edilir.

Son dönemece gelindiğindeyse artık böyle şeylere kimse kulak asmaz! Nezaket zaten zorlamadır, o yönde hiç kendini yormaya değmez. Hiçbir dayanağı bulunmayan suçlamalar ise en sağlam malzeme, en güçlü silahtır.

Futbolumuzdaki sorunların çok büyük bir bölümünün yöneticilerden kaynaklandığını bilmesi gereken herkes bilir fakat bununla ilgili birşey yapılamaz. Örneğin, yıllardır TBMM’de bulunduğu bilinen Kulüpler Yasası ile ilgili tıkanıklık buradan kaynaklanır. Bugünkü egemen yönetim anlayışının, ‘Bu yasa çıkarsa kulüplere yönetici bulunamaz!’ diyerek karşı çıktığı yasa kadük olacak gibi görünüyor.

Belki daha önemli nokta, şu son dönemde bir yığın yönetici beyanının çok açık biçimde 6222 sayılı yasayı ihlal ettiğidir. Gerçi buradan hareketle Savcıları göreve çağırabilmek kolay iş değil. Çünkü bu sıkıntıları aşmak için işi en baştan sağlam tutmak gerekiyor. Ortadan başlayacağınız bir işten sonuç alma şansınız yok. ‘Bugüne kadar bir yığın yönetici açıkça bu suçu işledi. Niye benden başlıyorsunuz’ itirazı doğru ve haklı olacaktır.

Futbol dünyamız ne yazık ki zehirli bir bataklıktır. Akıtılan yüzmilyonlarca dolar, euro ve liraya karşın hiçbir yere varamıyor olmak bunun sonucudur. Çözümün altyapıda olduğunu herkes söyler ancak kimse kılını bile kıpırdatmaz. Her sezon yapılan akılsızca transferlere akıtılan paraların çok azıyla ne kadar önemli işler yapılabileceğini ve bu yolla para da kazanabileceğini gösteren örnekler size birşey söylemez. Altınordu örneği sizin için ‘üretim hatası’dır. İşler ancak yeni transferlerle düzelecektir.

Kulübün kasasında beş kuruş para yokken ve borçlar da akıl almaz noktalardayken sürdürülen transferlerin dürüstçe gerçekleşen işler olmadığını, bazı menacer çetelerinin kulüpleri soyduğu, bir kısım soysuz yöneticilerin de buna ortak olduğu yıllardır söylenir, yazılır. Ancak bunlarla ilgili olarak hiçbirşey yapılamaz. Tam tersine, kulübü korkunç bir batağa sokan kişiler büyük başkan, süper yönetici pozlarıyla ortalıkta dolaşır.

Atatürk’ün sporculardan istediği zeki ve çevik olmayı yöneticilerden bekleyemeyiz elbet ama hiç değilse öteki niteliklere sahip olmayı biraz önemseseler diyorum.

Etiketler: