Bizi takip edin
Abone olun
Bizi takip edin

Başarı ve efsane olmanın yolu

  • 0 Yorum
  • 44 Görüntüleme
Sporda başarıya ulaşmak için en önemli unsurlardan birisi de psikolojik faktörlerdir. Sportif başarıyı etkileyen faktörleri; karar verme, motivasyon ve sosyal faktörler olarak sayabiliriz. Antrenör, temel psikolojik bilgilerden yararlanarak kendine özgü spor dalında başarılı olmanın yollarını arar. Bu nedenle bu bölümde antrenman uygulamasının başka bir boyutu olan antrenörün psikolojisini, özellikleri, yönetim stili ve başarıyı etkileyen en önemli faktör olan sportif motivasyon incelenerek ve temel bilgiler aktarılacaktır. Antrenörün ilgilendiği sporcuların belli bir grup olduğu ve bu gruptaki sporcuların belirgin bir amaç için bir araya geldiğini düşünerek yola çıkmalıyız. Antrenörün amacı, bireydeki bedensel performans özelliklerini yapılan spor dalına uygun biçimde arttırmak ve takımın amaçlanan hedefe ulaşmasında aktif olarak sporcuları yönlendirmektir. Bunun için sporcuları çalıştırması motive etmesi, organizasyon ve gerekli planlamayı yapması gerekir. Tüm bunların yanı sıra grubu, istenen hedefe doğru yönlendirecek olan antrenörde liderlik özelliğinin bulunması, başarı için önemli bir faktördür. Düşünürler, lideri değişik şekillerde tanımlamaktadırlar. r0;Lider, birden fazla kişi olarak hesaba katılan kişidir r1;(Overstreet):r1;Liderlik, insanları arzulanan bir amaca doğru yönelten etkileyici faaliyettir r1;(Tead):r1;Lider, rehberlik eden ve yöneten kimsedir r1;(Funk ve Wagnals). Lider, grup ya da takımın beklentilerini yerine getirmede araç olan ve amaca ulaşmak için grubun motive edildiği ve yardım edildiği ortamı geliştiren bir birey olarak görürüz. Liderin başlıca görevleri, grup amaçlarını belirlemek, gruba bu amaçlara göre yaşamasını sağlamak ve grubun içindeki çatışma ve problemleri çözmektir. Bilimsel araştırmalar spor alanında özel anlamı olan antrenörlükte liderliğin niteliğini araştırarak, antrenörün etkinliğinde rol oynayan üç faktörü ortaya çıkarmıştır. 1. Antrenör-sporcu ilişkisi 2. İşin yapısı 3. Antrenörlük mevkiinin gücü. Birinci faktör olan antrenör-sporcu ilişkileri iyi ya da kötü olarak derecelendirilir. Sporcuların antrenörü sevme derecesine işaret eder. Antrenörün teknik bilgisine güvenme ya da onun sporcular arası ilişkilerini yürütmesi gibi arı faktörlerden ortaya çıkar (iletişim kurma istekliliği, dinleme, disiplinsiz tarzlarda açık olma vs.). İkinci faktör durumundaki yapılanma derecesi ise yapılanmış bir durum olduğu kabul edilir. Son olarak üçüncü faktör antrenörlük mevkiinin gücüdür. Bu bir mevkiinin kuvveti ya da gösterilen otorite gücü olarak tanımlanır. Kuvvetli ya da zayıf antrenörlük mevkiinin gücü olarak ikiye ayrılır. Bu mevki gücü kulüp yönetimi tarafından bilinçli desteklendiğinde, kuvvetli olduğu düşünülür. Antrenör - sporcu ilişkisi uyumluysa, işin yapısı belirginse (neyin, nasıl yapılacağı belliyse) ve antrenörlük mevkiinin gücü kuvvetliyse (yani antrenörün elinde yeterli derecede güç ve yaptırım varsa) ve antrenör sporcuları tarafından lider olarak kabul ediliyorsa, antrenör için liderlik davranışı gösterilebilmesi için uygun bir ortam var demektir. Bu üç faktörden birisinin ya da ikisinin pek olumlu olmadığı durumlar antrenör için daha elverişsiz durumlardır. En elverişsiz durumlar ile en uygun durumlarda iş yönelimli antrenör daha etkin olmakta, orta derecede elverişli durumlarda kişi yönelimli antrenör daha başarılı olmaktadır. Antrenörün sevildiği ve çalışma ortamının tamamen uygun olduğu durumlarda antrenörün anlayışlı, sosyal, duygusal davranışlar göstermesi kişi yönelimli olması gereksizdir. Tüm faktörlerin uygun olduğu durumlarda antrenörden takıma, sporcuya yol göstermesi beklenir. Yani iş yönelimli antrenörlük davranışı sporcular tarafından rahatlıkla kabul edilir. Faktörlerin tamamen olumsuz olduğu, yani işlerin yapılanmamış, antrenörün sevilmediği, güçsüz olduğu durumlarda antrenörün işe sarılması daha iyi sonuç verir. Karışıklık ve belirsizlik içinde iken sporcu kendine yol gösteren birine gereksinim duyar. Sporcu performansında önemli etkenlerden biri olan antrenörün performansa doğrudan etkisi vardır. Antrenör yıllar süren antrenman sürecinde sporcuyla doğrudan ilişki içinde olan, onu yüksek performansa götüren kişidir. Bir sporcu ne kadar yetenekli olursa olsun, ne kadar çalışırsa çalışsın kazanmak için bir antrenörün yardımına ihtiyaç duyar. Bir antrenörün görevi yalnızca çalıştırmak ya da sporun nasıl yapıldığını göstermekten ibaret değildir. O, spor bilimcilerinden, spor hekimlerinden ve spor psikologlarından aldığı bilgileri yorumlayıp kendi deneyimleri ile karşılaştırdıktan sonra sporcuya aktarır. Antrenör, bir taraftan araştırma sonucu aldığı bilgileri uygulanabilir hale getirip, sporcuya iletirken, diğer yandan performansını yükseltmek için yapılması gereken araştırmaları belirleyip, araştırıcılara bildirir. Çünkü bilim adamlarının verileri, kuramsal bilgiler olup, pratik uygulamaya uygun değildir. Bu veriler, sporcuların kişilik ve sportif özelliklerine göre bazı değişikliklere uğraması gerekir.Bunun yanı sıra sporcuyu en yakından tanıyan kişi olarak antrenör, bilim adamlarına, araştırmaları için gerekli ipuçlarını da verir. Bu şekilde bilim adamı, sporcu antrenör üçlüsünün orta halkası olarak bilgi alışverişini düzenler. Takımların farklı görüşlerini, sporcuların farklı tepkilerini açıklayabilmek amacıyla, sahip bulunacakları kişilik özellikleri bakımından antrenörlerin beş kategoride toplanabileceği görüşü savunulmuştur. Buna göre antrenörler; 1. Aşırı disiplinli ve otoriter, 2. Uysal ve iyi huylu, 3. Gergin ve hareketli, 4. Gevşek, 5. İş yapar görünüşlü ve gayretli, olarak sınıflandırılmıştır. Antrenörlerin hemen hepsinin bu kalıplara girmeyeceği, çok tabiidir. Ancak bu kategorileştirme, genel olarak farklılıklar göstermesine rağmen yine de ortak olan niteliklere göre düşünülmüştür. Her antrenörde eleştirilen, eksik görülen yön mutlaka vardır. Bu bakımdan, her yönü ile ideal ve komple olan bir antrenör yoktur, diyeceğiz. Başarı söz konusu olduğunda da bunun hüner, teknik, mali durum gibi elemanlarla, antrenör kişiliğinin takımı meydana getirmesine ya da bazen gibi sadece şansa dayandığını söyleyeceğiz. Sporcunun ya da takımın başarılı olmasında antrenörün kişiliği büyük önem taşır. Antrenör bir öğretici, eğitici, yol gösterici olarak bazı özelliklere sahip olmalıdır. Ancak bu özelliklere sahip olduğu takdirde sporcusunun saygısını kazanabilir. Bunlar şöyle sıralanabilir. Spor Bilgisi: Sporcu antrenörün bilgisinden emin olmalıdır. Mesleki alanda karşılanabileceği her türlü güçlüğü antrenörün yeneceğine inanmalıdır. İlgi: Antrenör çalıştırdığı sporcuların her birine eşit ve yeterli ilgiyi göstermek zorundadır. Bu ilgi sporcunun özel yaşantısında da sürmelidir. Antrenör sporcularına gösterdiği ilgiden çok fazlasını mesleğine karşı göstermeli, sürekli olarak mesleğinde ilerlemek ve yeni gelişmeleri izlemek için çaba harcamalı ve bu çabayı sporcularına hissettirmelidir. Dürüstlük: Antrenör kendisine ve sporcularına karşı dürüst olmak zorundadır. Sporcularının ve kendi hatalarını aynı dürüstlükle ortaya koyabilmeli, sporcularına gerekli performansı sağladığı takdirde, haklarını elde edeceklerinin güvencesini, sözle değil, davranışları ile vermelidir. Örnek Olmak: Antrenör, tutum ve davranışlarıyla sporcularına iyi örnek olmalıdır. Olgunluk: Antrenör, sporcularının kusurlarını ve zayıf yanlarını alay etmeden düzeltme yoluna gitmeli. Değişebilirlik: Antrenörün gerek dünya görüşü, gerekirse spor kültürü yeni bilgilerine açık olmalıdır. Antrenör, kendi kişiliğinin özellikleri altında sporcusu veya takım ile olan ilişkilerini düzenler. Aşırı Disiplinli ve Otoriter Antrenör Çeşitli yazarlar antrenörleri otoriter liderler olarak betimlemişlerdir. Antrenörler, başarı saldırganlık, aşağılama (küçük görme) ve dayanıklılık niteliklerinde yüksek eğilimlere sahiptirler (Ogilvie ve Tokku,1970). Bu nitelikler aynı zamanda otoriter liderin belirgin nitelikleridir. Anderson (1959) otoriter liderleri diğerlerini kontrol için otoriteyi kullanan, grupta diğerlerine emirler veren, kabul edilmiş kurallara göre işleri yaptırmaya çalışan, itaat etmeyenleri cezalandıran, iş bölümüne karar veren, işin nasıl yapılması gerektiğini belirleyen biri olarak tanımlar. Antrenörlerin otoriter eğilim göstermelerinin nedenleri şunlar olabilir: 1. Rol algıları otoriterlik davranışını gerekli kılmaktadır. 2. Diğerlerini kontrol etmek bazıları için bir gereksinimdir. Bu gereksinimlerini sporla tatmin edebilirler. 3. Spordaki baskı ve zorlanma antrenörün takımının ya da sporcusunun kontrolünü gerektirir. 4. Sporcuların otorite figürlerine alışkın olması antrenörü otoriter bir eğilime yöneltir. 5. Bazı antrenörler antrenörlük rolü kadar babalık rolünü tanımlamaya çalışırlar ve böylece disiplini aşılama gereksinimini hissederler ve bazı antrenörler de otoriterdir.

Kategoriler : Yazarlar

Yorumlar

İlginizi Çekebilir
Şeytanın “Gör” dediği (1)
Sözünün eri futbolcu… Jeremain Lens Fenerbahçe’den ayrılırken bir söz etmişti; “Ben Fenerbahçe’den başka yerde oynamam”. Sonra Beşiktaş’a gitti Surinam asıllı Hollandalı… Sağ açık yaptılar oynamadı. Sağ beke çektiler hiç oynamadı. Eeeee adam söylemişti. Gerçekten sözünün eriymiş. “Ben Fenerbahçe’den başka yerde oynamam” demişti. Dediğini yaptı ve hiç oynamadı… Gelirler Genel Müdürü Türkiye Futbol Federasyonu futbol dışında her şeyle uğraşıyor. Şimdi de vergi işlerine soyundu Sayın Nihat Özdemir. Dedi ki; “Kulüplern vergi borçlarını göz önüne almıyoruz”. Peki adama sormazlar mı, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu”... Devlet bile vergi borçlarını ancak yapılandırarak hallediyor. Federasyon ise, ‘Bol keseden atıyor’; “Bu yıl vergi borçlarını affettik. Mübarek Federasyon Başkanı değil de, Gelirler Genel Müdürü… Para dik durdu ! Bir söyledikleri, bir söylediklerini uymuyor. Geçtiğimiz sezon üç takım Yeni Malatyaspor, Hes Kablo Kayserispor ve MKE Ankaragücü Süper Lig’de son üç sırada yer alınca kurallar gereği küme düştüler. Önce ligin normal şekilde alttan gelen üç takımla birlikte 18 takımla devam edeceği açıklandı. Ancak herhalde birileri federasyonun kulağını bükünce, birden bire ligin 21 takımla oynanacağı açıklandı. Play off’ta final oynayan Adana Demirspor, “Bizi de alın ve lig 22 takım olsun” dedi. Lakin federasyon baktı ki bu işin içinden çıkılamayacak, ‘Yazı tura’ atmaya karar verdi. Yazı gelirse 18, tura gelirse 22 takımla yola devam para ‘dik’ durursa 21 takımla oynarız dedi. Veeee para Kemal Sunal’ın o unutulmaz film sahnesinde olduğu gibi ‘dik’ durdu ve 21 takımlı bir serüvene yelken açtık… Amaç Digitürk canlansın ‘mı’ acaba? Diyoruz ya bu federasyonun bir dediği bir diğerini tutmuyor diye. Alın size bir örnek daha… Futbol Federasyonu daha önce maçların yüzde otuz seyirci kapasitesiyle oynanacağını açıklamıştı. Herhalde yine birileri kulak çekti ki, anında çark edildi ve “İlk yarı seyircisiz oynanacak” dendi. Ben bu durumdan iki anlam çıkarıyorum. İlki ‘Önce insan sağlığı’ gerçeğidir. Buna tüm kalbimle “Okey” diyorum. Ancak bir ikinci anlam var ki hayli mide bulandırıyor. Seyirci maçlara gidemeyince ne yapacak, gidip Digitürk abonesi olacak. Bu durum bir, ‘ al takke ver külah’ durumu olmasın sakın. (!) Benim gönlüm ilk nedenden yana. İnşallah da öyledir… Ne dersmiş… Macaristan yenilgisinin ardından Milli Takımımızın Teknik Direktörü Şenol Güneş şöyle dedi; “Dersimizi aldık Sırbistan önünde kazanacağız”. Peki ya sonra ne oldu? Çok uzun bir süre sahada on kişiyle mücadele etme durumunda kalan Sırbistan’ı bile yenemedik. O zaman ne demeli; Sevgili Şenol hoca ders almak tamam güzel de, aldığın o dersi uygulamaya geçirmek gerekmiyor mu?

Süper Lig Puan Durumu


TakımPuan
1.aytemi̇z alanyaspor 6
2.göztepe a.ş. 4
3.beşi̇ktaş a.ş. 4
4.fraport-tav antalyaspor 4
5.fati̇h karagümrük a.ş. 3
6.galatasaray a.ş. 3
7.atakaş hatayspor 3
8.büyükşehi̇r beledi̇ye erzurumspor 3
9.fenerbahçe a.ş. 3
10.hes kablo kayseri̇spor 3
11.i̇tti̇fak holdi̇ng konyaspor 1
12.trabzonspor a.ş. 1
13.gençlerbi̇rli̇ği̇ 1
14.yeni̇ malatyaspor 1
15.yukatel deni̇zli̇spor 1
16.çaykur ri̇zespor a.ş. 0
17.mke ankaragücü 0
18.kasimpaşa a.ş. 0
19.gazi̇antep futbol kulübü a.ş. 0
20.demi̇r grup si̇vasspor 0
21.medi̇pol başakşehi̇r fk 0

Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

www.sporvitrini.com © 2010 - Tüm Hakları Saklıdır.

"www.sporvitrini.com" Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır. Spor haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayınlanmaktadır. ‘www.sporvitrini.com’da yayınlanan tüm haberler ve makaleler, kaynak gösterilmek ve ‘www.sporvitrini.com’un ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. ‘www.sporvitrini.com’ da yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.sporvitrini.com sayfalarında yer alan ve ayrı bir sayfada açılan harici linklerin sorumluluğunu almaz.sporvitrini.com web sitesinde yer alan tüm sayısal veriler, istatistikler ve tahminler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; ilgili konu hakkında sporvitrini.com'un genel görüşünü yansıtmaz. Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan,eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporvitrini.com sorumlu tutulamaz.

Tasarım ve Programlama: Erdem FIRAT & Hicabi ERDEM