Bizi takip edin
Abone olun
Bizi takip edin

Vücudumuz ve özellikleri! (1)

  • 0 Yorum
  • 82 Görüntüleme
Hepimizin varlığının bir anlamda cismen kanıtı olan vücudumuzla ilgili o kadar çok özellik var ki, bunların acaba kaçta kaçını biliyoruz. İşte vücudumuz ve o çarpıcı gerçekler… Bu arada bu gerçeklerin tamamı hayli uzun olduğu için bunları size iki bölüm olarak aktarmaya çalışacağım. Aşağıda ilk bölümünü okuyabelersiniz. * En hızlı kaydedilen hapşırma sürati saatte 165 km olarak tesbit edilmiş kalbimiz yaşamımız boyunca 3 milyar kez çarpar. * İnsan vücudundaki kemiklerin yarısından çoğu ellerde ve ayaklardadır. * Yeni doğan bebekte 350 kemik varken dogum sonrasında bunların 144 tanesi birleşir ve 206 kemikle yaşamımız devam eder. * Kanımız sıvı orğandır. * Doğduğumuzda hepimizde renk körlüğü vardır. Bebekler siyah ve beyazı göremez. * Akciğerlerimiz günde 2 milyon litreden fazla havayı içine çeker. Akcigerlerleri alveoller dahil açıp yaysak bir tenis sahası kadar yer kaplar. * Başımız üzerinde amuda kalksak bile yediklerimiz midemize gider. * Cildimiz vücudumuzun en geniş organıdır. * Ortalama bir insan 100 trilyon hücreden meydana gelir. * Vücudumuzda hücre sayısından çok bakteri vardır, yaklaşık hücre sayımız 75 ile 100 trilyon arasındadır. * Beynimiz en güçlü bilgisayardan daha karmaşıktır. 100 milyar beyin hüresinden fazlasına sahibiz. * Gözün en dışındaki kornea tabakası kan damarı olmadan yaşayan tek dokudur.(Hiç damarı yoktur.) Besilerini yalnzca göz sıvısı ve gözyaşından alarak beslenir. Oksijeni havadan temin ettiğide bilinmektedir. * Vücudumuzdaki her hücre 2 ile 2,5 metre DNA’a sahiptir.(tahmini) * Ömrümüz boyunca yaklaşık 600 milyon kez nefes alırız. * Araştırmacılar suç işlediğimizde immunglobin seviyelerimizin azalıp, bağışıklık sistemimizin hasar gördüğünü tesbit etmişler. * Dolaşım sistemimiz gerilip, açılıp, serildiğinde 60.000 mil uzunluğa erişiyormuş yani Dünya’nın etrafında 2 kez dolanacak kadar. * Ayak parmak izlerimizde harikadır, el parmak izleri gibi onlarda kişiye özeldir. * Biliyor musunuz? Birine sarılmak onun size olan güvenini arttırır ve oksitosin adlı hormonu salgılayarak yaraları çabuk iyileştirir. * Uyurken koku alma hissiniz körlenir yok olur. Bu sebepten dumandan zehirlenmeler duman, yangın kokusunu uyurken alamayız… * Normal bir insan yılda ortalama 1460 kez rüya görür. Oysa bir yılda 365 gün var. * Normal bir insanın vücudunda 7,5 cm uzunluğunda çivi yapabilecek kadar demir vardır. * Uyurken her 8 kişiden biri horlar.(her gece) * Her 10 kişiden biri de her gece dişini gıcırdatır. * İnsanların göz küreleri yaklaşık 28 gramdır. * İnsanlar bilgisayarda okuduklarında kağıtta okuduklarından % 25 daha yavaş okurlar. * Gözleri kapanmadan hapşırmak imkansızdır. * Burnunuz tamamen parmaklarla kapandığında mırıldanarak ağız kapalı şarkı söylemekte mümkün değildir. * Beynimiz gece daha aktiftir ve gündüzden daha çok şey düşünür. * Uvula nedir biliyor musunuz? Uvula dilimizin üstündeki sallanıp duran küçücük bir dokudur. * Bilim adamları dilimizin vücudumuzdaki en güçlü kas olduğuna inanırlar. * Kim demiş parmaklarımızda kas yoktur diye… Parmak eklemlerimizi hareket ettiren kaslar avuç içine ve ön kol üstüne (Radius +ulna) bağlıdır. * Dilimizde 3000 adet tat alma tomurcuğu vardır. * Beynimizin %80’inin su olduğunu biliyor musunuz? “Beyni sulanmış” sözü buradan gelmiş olsa gerek!. * Beyin acı hissetmez! Hakikaten doğru beynimiz acıları hiç hissetmez! * Her ne kadar acı sinyalleri meydana getirsede, kendisi acıları hiç hissetmez…                “ACI yok, BEYİN yok.” * Gelişkin bir insanın vücut ağırlığının %14’ünü kemiklerimiz teşkil eder. Kemik deposu gibi birşeyiz yani… * Aslında el parmak uçlarımız tüm vücudumuzu taşıyacak kadar güçlüdür. * Kemiklerimizin dış yüzü çok kuvvetli içeri kısmı hafif ve yumuşaktır, %75’i ise sudur. * Vücudumuzdaki en güçlü kemik kalça ile diz arasındaki Femur kemiğidir. * Vücudumuzdaki en küçük kemik stapedius kemiğidir. (kulakta) Aynı zamanda bu kemiğe üzengi de denir. Titreşimleri iletir.1.2 mm * Erkekler kadınlardan daha çok hıçkırık krizine yakalanır. Hıçkır babam hıçkır. * Hapşırmanın sürati saatte 100 mil’i geçer. Öyle yüksek süratlidir ki onu bastırmaya asla çalışmayın, zira bel fıtığı gibi birçok rahatsızlık meydana getirebilir. * Gıdaların ağzımızdan özefagus borusundan geçip midemize inmesi yalnızca 7 saniye sürer. Oldukça hızlı değil mi? * Diş minesi vücudumuzdaki en sert maddedir. * El tırnaklarımız ayak tırnaklarımızdan 4 misli daha çabuk büyür. * Kadınların kalbi erkeklerden daha süratli çarpar, erkeklerden daha fazlada göz kırparlar. (Bana göz kırpan çok az kadına rastladım.) * Kalbimiz günde 100.000 kez atar. (ikinci baskı oldu herhalde) Atmasa ne olacak ölecek miyiz yani… * Kanımız öyle iyi kaliteli bir boya ki bir çok eski Amerikan kabilelerinde resim yapmak için kullanılıyordu.(halende…) Vay kansızlar vay… * Kanımız sudan altı kat daha kalındır, yani akışkanlığı sudan az. Bu yüzden Vampirlerin katı gıdalar sevdiği söylenir.( şaka idi.) * Böbreklerimiz her dakika 1,3 litre kanı süzer, 1,4 litreden fazlada idrar üretir, atar. * Biliyor musunuz? Bayanların vücudunda yaklaşık 4,5 litre kan varken bu rakam erkeklerde 5,6 litre kadardır. Yaratan burada da bize torpil yapmış… * Normal insanlarda (Anormallerimiz de var biliyorsunuz!) idrar torbası kapasitesi 600 ml ile 800 ml arasında değişebilir. İdrar yapmayı tetikleyen  kapasite idrar torbası 100  ile 200 ml’ye ulaştığında yani tam kapasitenin dolması beklenmeden meydana gelir. Torba Sıvı ile dolduğunda, idrar torbası duvarındaki reseptörler (algılayıcılar) gerilir ve siz yollarda tuvalet arama zorunda kalabilirsiniz. Ya prostatı büyüyenler ne yapsın!.. * Biliyor musunuz? Kalbimiz öyle kaslı, güçlü bir pompadır ki kanı 9 metre yükseğe fışkırtabilir şekilde dizayn edilmiştir (Sanki fabrikada imal edildi mübarek).  Vücudun parmak uçları gibi en ücra köşelerine kan pompalayacak güçtedir. Geri dönecek venöz kan, kalp bu kadar basınç yaratmasaydı belki de kalbe ulaşamayacaktı, bizde var olamayacaktık… * Siyah derili insanların cildi beyaz adamın ki gibi çabuk kırışmaz… * Kızılderililer ne zaman alkol alır (ateş suyu) biliyor musunuz? Güneş bir mızrak boyu kara dağın arkasına battığında… * Balın neden çok çabuk sindirildiğini çoğumuz bilmez. Çünkü bal zaten bize arı tarafından sindirildikten sonra ulaşır. (Hayvan aslında bize iyilik yapıyor…) * Eklemlerimizi oynattığımız zaman duyduğumuz ses aslında nitrojen gazı kabarcıklarının patlama sesi. Gaz sıvı hale gelir, sonra gaz haline gelene kadar el parmaklarınızı çıtlatamazsınız. (Benden tavsiye bunu alışkanlık haline getirmeyin. kitapta anlatıldı.) * Alyuvarların bütün vücudu dolaşması yaklaşık 20 saniye sürer. Al bayrak gibi dalgalan dur vücudumuzda… * Vücudumuzdaki her damla kan günde 300 defa filterasyondan (temizlenme) geçer.” sağ olasın böbrekler, değerini bilin.” * Bebekler doğduklarında akciğerleri pembe renktedir. Kirlenmiş hava soludukça rengi koyulaşır. Ya günde 2 paket sigara içen a….’ın ki!.. * Sağ akciğerimiz sol akciğerimizden daha büyüktür. Yaratan kalbi sola koyunca sol akciğeri daha küçük dizayn edip kalbi araya sıkıştırınca, sağ akciğeri daha büyük yapıp durumu kurtarmış. (Akciğerlerimiz 5 lob (bölüm) dur. Sağda üç lob, solda iki lob yer alır.) * İnsan saçları ve tırnakları öldükten sonra bile uzamaya devam eder biliniyordu sonradan öğrenildiler. Et ve deri çekiliyor ve tırnaklar uzuyor sanılıyordu. (Neyse ki yalnızca bu ikisi uzamakta…) * Biliyor musunuz? Ben öğrenince çok şaşırdım. Uyurken, TV seyrettiğimizden daha fazla kalori yakıyormuşuz. * Vücudumuzda hiçbir yere tutunmadan, eklem yapmadan öylece duran kemik gırtlağımızdaki hyoid kemiktir. * İskelet kemiklerimiz her on yılda bir değişir, ve her on yılda bir yeni bir iskelete sahip oluruz. * Ayakkabı almak için en iyi zaman öğleden sonralarıdır. Bu zamanda ayaklarımız biraz şişme eğilimi gösterir. * Hepimizin bir gözü daha kuvvetli bir gözü daha zayıftır. * Gözümüzdeki göz bebekleri verdikleri resimlerin küçük olmasından adlarını alırlar, aynı küçük okul çocukları gibi. * Rods & Cons iki tip ışığa hassasiyeti olan hücrelerdir (Gözde). Rod’lar aydınlık renkleri, Cone’lar gece iyi çalışmazlar, bu yüzden gece renkler gri gözükür. *Bir el öbüründen, bir ayak ötekinden daha güçlüdür ama diğerinden küçük olabilir... * Beynimiz beş yaşına kadar çok hızlı büyür. * İnsan aç 20-30 gün kalabilir, fakat susuz ortalama beş gün. * Vücut yağımız erkeklerde total vücut yağı seviyesi % 35 olana kadar, bayanlarda ise % 40 seviyesine ulaşana kadar tehlike arzetmez. * Yediklerimizin % 90’ı ince bağırsaklarımızda sindirilir. * İnsan kemiklerinin % 50’si su % 50’side katı maddelerden oluşur. * Yüzümüz 14 kemikten oluşur. * Saçlarımız protein ve keratinden meydana gelir ve kan ile beslenmez. Saçları jilet veya herhangi bir aletle kısa kesmek onların çabuk uzamasına, daha kalın ve güçlü olmasına yardımcı olmaz. * Normal bir insan başında yaklaşık 100.000 saç kılı vardır. Her kıl yılda yaklaşık 12,7cm uzar. * İnsan vücudunda yaklaşık 97.000 km damar uzunluğu bulunur. * Normal bir yetişkin 150-200 kelime okuyabilir. Yine normal bir insanın kelime haznesi 5000-7000 kelime kadardır. * Kıkırdak insan yaşamı boyunca büyüyebilen ender dokulardır. 30-70 yaşlar arasında burun 1,3 cm kulaklar ise 6 mm kadar büyür. * Yeni doğanın kafa tası kemikleri arasında boşluklar açıklıklar bulunur. Yetişkinlerde birbirine girmiş bulmacalar gibi kemikler kafatasında iç içe geçmiştir. * İnsan yaşlandıkça saç kıllarının çapı ufalır, 20 yaşlarında en kalındır, 70 yaşına gelince bebek saçları gibi incelir. Yaşlandıkça kıllar istenmeyen yerlerde daha gür, sık çıkar, burun kulak içi gibi… Büyümesini istediğimiz yerlerdekiler de maalesef dökülürler,saç gibi.. * Yüzlerce milyar adette nöronlar elektrik sinyalleri taşıyıp beyinden, omuriliğe tüm vücudu kontrol ederler. * Beyinde bir çeşit travma oluştuğunda (sakatlık, inme, veya enfeksiyon) bazı kişiler “yabancı el sendromu” denilen bir durumla karşılaşırlar. Kişi elinde bazı şeyler hisseder. Fakat hareketlerde kontrole sahip değildir ve elini kendi vücudunun bir parçası olarak hissedemez. Sanki el bir yabancının eli gibidir. * Yunanlı filozof Aristo beyni ruhu soğutan bir organ olduğuna inanıyordu, şimdi ise vücudun her yerini kontrol eden bir organ olduğu ve de düşünceleri de kontrol ettiği bilinmekte. * Hipofiz bezi arızaya geçtiğinde (motor musun? mübarek…) büyüme hormonunda aşırı salgılanma veya çok az salgılanma oluşur. Bu kişinin dev gibi gelişimine (gigantism) veya cüce kalmasına (dwarfism) sebep olabilir. * Hislerimiz dünyada birçok şeye uyum sağlar, fakat bu limitlidir, örneğin; insanlar Güneş ışınlarını arılar kadar göremez. Tazılar kadar da binlerce kokuyu birbirinden ayırt edemez. * Modern çağımızda vücudumuzdaki Apandisit’in bize bir fonksiyonu yoktur. İlkel çağdaki Atalarımızın sindirim sisteminde bir yararı olduğuna inanılır. (Ya rabbim işe yaramıyor da neden ara sıra patlıyor…) * İnsanlar ‘üç boyutlu’ koklar. iki burun deliğinden girip beynin değişik bölgelerine ulaşan koku sinyalleri kişinin ne taraftan geldiğine yardımcı olur. Yönünü bildirir. (Yakında av köpeği gibi koku alırsak şaşmayın…) * Derimiz yaklaşık 640.000 his reseptörü (duyu organı). Bunlar vücudumuzun her katına gayrimuntazam dağıtılmıştır. Bu reseptörler en fazla parmak ucu çizgilerinde, dudaklarda  (şimdi anlaşılıyor neden oradan öpüştüğümüz…) dil ucunda!... Avuç içlerinde, ayak parmaklarının gerisindeki burunda ve genital (cinsel) bölgededir. * Tahmini 5 milyon koklamaya ait reseptör kümesi nasal geçidin üst membranında yer alır. Bu reseptörler (algılayıcılar) binlerce değişik kokuyu ayırt edebilirler (benim az çalışıyor!). * İnsan yaşamı boyunca 10.000 galon salya üretir, salya tat almak için önemlidir. Gıdalar tükürükte çözülmediği müddetçe tadını alamayız. * Ömür boyu ürettiğimiz salyalar ile normal bir yüzme havuzunu doldurabiliriz. * Duyma insanda en zayıf olan histir. Diğer hayvanlarla mukayese ettiğimizde onlar daha yüksek ve alçak frekanstaki sesleri insanlardan daha iyi duyarlar. * İnsanlar yaşlandıkça göz lensleri daha da kalınlaşır. Bu yüzden iyi gören insanlar yaşları kırkı geçince gözlük ihtiyacı duyarlar. * Her saat yeni şekillenmiş 180 milyon alyuvar kan dolaşımımıza katılır. Alyuvarlar temelde kabuksudur. Kemik iliklerinde serbestleşmeden önce alyuvarların bir çoğunun iç yapısı dışarı atılır, disk şeklinde balonlar haline gelirler. Böylece oksijen taşımak için en iyi şekle alırlar. ( az miktar da karbondioksit’i de taşırlar.) * Beyaz kan hücreleri yani lokositler kanın % 1’ini oluştururlar. Bu rakam bir enfeksiyona yakalandığımızda 2 misli olur. * Diğer kasların tersine, sinir sisteminden uyarı almadan çalışır. Kalbe atması için gelen sinyaller sağ atriumun üst yanından gelir. * Sağlıklı yetişkinlerde, ince bağırsaklar 6 ile 7,5 metre uzunluğundadır. Yani yaklaşık bir insanın boyundan dört misli daha uzun! Aldığımız gıdaların %90’ı buradan emilip kana geçer. * Yaklaşık 150 cm uzunluğundaki kalın bağırsağımız haliyle ince bağırsaklarımızdan kısadır. Fakat daha geniş olup işlenmiş depolanmış malzemeleri (feces) (sanki inşaat malzemesi gibi yazdım özür dilerim tüm okuyuculardan…) dışarı atarlar! * Erkek testis tüplerindeki ersuyu (tohumlar) yaklaşım 133m uzunluğa erişebilir. Ejekülasyon da (spermlerin dışarı atılması) 200 milyon ile 500 milyon sperm burada depolanır. Bunlardan her biri bir yumurta dölleyebilir. Bir insan gayret etse 6 ayda dünya nüfusunu iki misline çıkarabilirmiş (ha gayret!.. biz bu nüfusla yolda yürüyemiyor, iş, aş bulamıyoruz adamın niyetine bakın siz…) * Yumurtlama sırasında (sanki tavuktan bahsediyoruz… Bilim adamları başka isim bulamamışlar bayanlardan özür diliyorum…) Servikal (boyun) bölgesinde bulunan balgamsı yapılardaki beyaz kan hücreleri (lokositler) bütün yabancı cisimcikleri, hatta spermleri tahrip edip zarar verecekti.(Allah’tan veremiyor o kadar sperm bir işe yaramadan ölüp gidecekti…) imâl et dur! * Diğer hücrelerin tersine, onlar kişinin tam DNA’sını barındırırlar, yumurta ve sperm yeni bir varlık yaratmada yalnızca DNA’nın yarısına sahiptirler. Bu iki yarım bir araya gelmeli ki (ikinci çiftleşme demek burada meydana geliyor…) yeni bir canlı meydana gelebilsin. * Çocuklarda onlara has, uygun beslenme beyin gelişmeleri için çok önemlidir. Yaşamlarının ilk yıllarında iyi beslenemeyip ölen bebeklerin beyni, sağlıklı beslenenlerin yarısı kadar bulunmuştur.

Etiketler : spor sporvitrini.com Uğur Öztürk

Kategoriler : Manşet Yazarlar

Yorumlar

İlginizi Çekebilir
Haddini bil yeter (!)
Ulusal Futbol Ligi’nde (NFL) İtalyan-Amerikan futbolcu, antrenör, yönetici olarak görev yapan, Amerikan Spor Tarihi’nde en büyük antrenör ve liderlerden biriydi, Vince Lombardini… Onun dimağımda yer eden; “Kazanmak arada sırada olacak bir şey değildir. İşleri arada sırada değil, sürekli düzgün yapanlar için kazanmak bir alışkanlıktır. Yoksa kaybetmek de bir alışkanlık olur” sözü ne hatırlatıyor hiç düşündünüz mü? Veya yaşamınıza girdi mi? İşini bir kez değil, devamlı iyi yap. Bunu başarırsan zaten kazanırsın. Ama kaybeder ve alışkanlık haline getirirsen kaybeden olur, yerinde sayarsın… Futbol hem çok basit. Hem de inanılmaz zor bir oyun. Kimilerine göre dört bilinmeyenli denklem. Bazılarının söylemi de; satrançtan da düşündürücü… Sizce hangisi? Futbolun basitine kaçıp da kazanırsan “şans” denir. İyi oynadığın an yenilgiyle tanışırsan da “şansızlık.” Oysaki şans ve şansızlıktan öte beceri ile beceriksizlik ana konu… Ama bir gerçek var ki, ‘futbol’ oynamayınca ne yaparsan yap, olmuyor... Olmayınca da kazanamıyorsun. Kazansan, davul zurnayla eller üstünde seni Karşıyaka’ya kadar getirecekler… Belki de kırk gece kırk gün düğün gibi şenlik yapacaklar… Kaybettin… Sakın; gözü yaşlarla önüne baka baka, bitmek bilmeyen Antalya-İzmir yolunda kahrolan Kaf Sin Kaf sevdalılarını unutma!.. Her şey yalansa gerçek bu… Yanarım, yanarım… Yine kaldın, profesyonel futbol liglerinin en dibinde! Ona yanarım… Hani derler ya; “bir deli kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz” diye… Bizimki öyle bir hikaye işte… Diyebilirsiniz “Bu ne perhiz ne lahana turşusu…” Basketbolda Avrupa’yı titret, teniste, yelkende şampiyonluklar kazan. Voleybol da gençlerinle destan yaz… ‘Olmazsa olmaz’ futbola gelince; balon sönsün!.. Of ki, of!.. Karşıyaka Spor Kulübü’dür… Vince’nin sözleriyle devam edelim; “Kazanmak her şey değildir, ama kazanmayı istemek her şeydir.” Kazanmayı istedin mi? İstedin. Ama kazanamadın… Sonuç; kazanacaak kadar istememişsin… Gün; ağıt yakma günü değil. Vinci’nin dediği gibi “Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.” O zaman camianın eğri oturup, doğru düşünme zamanı şimdi… Yeniden ayağa kalkacak mısınız? Yoksa yüzükoyun serildiğiniz gölge yeri sevmeye devam edecek misiniz? Unutmayın o gölge asla zeytin ağacının altı değil… Camia, basketbola mı odaklanacak? Futbolda transfer yasağını mı kaldıracak? Voleybolda alt yapısıyla devam mı edecek? Tenis, yelken ve diğerleri zaten kendi yağıyla kavrulmasını sürdürecek… O zaman Hz. Ali’nin şu sözüne kulak verin; “Bir şey feda edilmeden, hiçbir şey kazanılmaz.” Kazanmak istiyorsan eğer… Fedakârlık şart! Elbette Karşıyaka Spor Kulübü’dür… Unutmayın yetenekli insanlarla dopdolu bir camiayız… Olağanüstü sevgi aşılayan gençlerimiz, delikanlılarımız, iyi günü de kötü günleri de görmüş, şampiyonlukları yaşamış ak saçlılarımız mevcut… Herkesin kanı “Yeşil Kırmızı” akıyor. Yüreğindeki sevgi de tek: Nabızlar “Kaf Sin Kaf…” diye atıyor. Ama olmuyor? Nedenini hiç düşündünüz mü? ABD profesyonel basketbol ligi NBA'in resmî sitesine göre, "Oybirliğiyle, Michael Jordan tüm zamanların en büyük basketbolcusu”dur. İşte bu efsane Jordan, döneminin en efektif pazarlama başarısı olan sporcularından biri de kabul edilir. Şimdilerde de çok kazanan iş adamı. Onun bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “Yetenek maçı kazandırır, takım oyunu ve zeka ise şampiyonlukları….” Camiada yetenekli insan say say bitmez… Ya takım oyununu bilen kaç kişi var? Bu zekâya sahip kimler? Bunların cevabını benden bekliyorsanız, “Aramadığın kadar çok” olarak verebilirim. Ancak şunu da ekleyeceğim: “Bu dünya markasının ne yazık ki kıymetini bilmiyoruz… Bunun gibi zekâ sahiplerini de etrafımıza yaklaştırmadığımız yetmiyor gibi bir de dışlıyoruz… ” Kulübün kıymetini bilmemekten başka bir konu da, dört bir tarafı duvar gibi saran ‘her şeyi bilen’lerin hiçbir şey bilmemesi… Aslında bunlara söylenecek en güzel söz: “Her şeyi bilmene gerek yok, haddini bil yeter”  olmalı!.. Acıyı yaşayan, çileyi çeken, yollarda ter döken, boğazlarından keserek nafakalarını kulübe veren, yasakları kaldıran, prim toplayan, maaşları tamamlayan, cezaları öteleyen taraftar… Geriye ne kalıyor? Yönetmek… Bu söz konusu mu? Kaybettiğin zaman yazı zor yazılır ama zorlukların üstesinden gelmek için cesaret gerekir. Cesur olmak böyle günler içindir. Kazandığın zaman methiye düzenlerin sayısı bol sıfırlıdır… Yarın bayram… Tüm sevdiklerinizle mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlar temennisinde bulunup, sevdiğim bir sözle nokta koyayım: “Menfaatler için tenekeye altın muamelesi yaparsan, gün gelir o teneke elini ayağını keser.”

Süper Lig Puan Durumu


TakımPuan
1.aytemi̇z alanyaspor 6
2.göztepe a.ş. 4
3.beşi̇ktaş a.ş. 4
4.fraport-tav antalyaspor 4
5.fati̇h karagümrük a.ş. 3
6.galatasaray a.ş. 3
7.atakaş hatayspor 3
8.büyükşehi̇r beledi̇ye erzurumspor 3
9.fenerbahçe a.ş. 3
10.hes kablo kayseri̇spor 3
11.i̇tti̇fak holdi̇ng konyaspor 1
12.trabzonspor a.ş. 1
13.gençlerbi̇rli̇ği̇ 1
14.yeni̇ malatyaspor 1
15.yukatel deni̇zli̇spor 1
16.çaykur ri̇zespor a.ş. 0
17.mke ankaragücü 0
18.kasimpaşa a.ş. 0
19.gazi̇antep futbol kulübü a.ş. 0
20.demi̇r grup si̇vasspor 0
21.medi̇pol başakşehi̇r fk 0

Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

www.sporvitrini.com © 2010 - Tüm Hakları Saklıdır.

"www.sporvitrini.com" Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır. Spor haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayınlanmaktadır. ‘www.sporvitrini.com’da yayınlanan tüm haberler ve makaleler, kaynak gösterilmek ve ‘www.sporvitrini.com’un ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. ‘www.sporvitrini.com’ da yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.sporvitrini.com sayfalarında yer alan ve ayrı bir sayfada açılan harici linklerin sorumluluğunu almaz.sporvitrini.com web sitesinde yer alan tüm sayısal veriler, istatistikler ve tahminler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; ilgili konu hakkında sporvitrini.com'un genel görüşünü yansıtmaz. Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan,eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporvitrini.com sorumlu tutulamaz.

Tasarım ve Programlama: Erdem FIRAT & Hicabi ERDEM