Hüsamettin ACAR

Hüsamettin ACAR


  • husamettinacar@hotmail.com
  • 5 Yazı
  • 30 Mart 2016 Tarihinde Aramıza Katıldı.

Sizi çok özleyeceğiz

Olimpiyatlar Ağustos ayı içinde başladı ve bitti. Rüya gibi geçti, dudağımıza bir parmak bal çaldı. Dünyanın en büyük bu spor organizasyonunun bir sonraki versiyonu 2020’de Tokyo’da yapılacak. İlk Modern Olimpiyatlar 1896’da Atina’daki tarihi Panathinaikos Stadı’nda yapılmıştı. Şimdi bu stattan daha fazla seyirci alan kapalı salonlarımız mevcut. İlk olimpiyatlara 14 ülkeden 241 sporcu katılmıştı, Rio’da ise 200 civarında ülkeden 12.500 sporcu madalya mücadelesi verdi. İlk olimpiyatlarda 9 spor dalı vardı, şimdi 26 branş. İlimde, teknolojide ve bilgide olduğu gibi sporda da müthiş bir tekâmül mevcut. Yıldızlara geçmeden önce sizi daha eskilere götürmek istiyorum: Yine ilk Modern Olimpiyatlar’ın yapıldığı Atina’dan yine Antik Yunanistan’da M.Ö. yapılan olimpiyatlara… Bilindiği üzere M.Ö 404-431 arasında tam 27 yıl süren Pelepones Savaşları vardı… İşte bu savaşlara o çağlarda yapılan ve içeriği daha farklı olan ilk olimpiyat oyunlarında tam 6 ay ara verilirdi. Aylar süren oyunlar için savaşan iki taraf da sporcuların sağlığı için güvence veriyordu. Şimdi bir anlık Beşiktaş ile Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa maçına atıf yapalım… 15 Temmuz Darbesi’ni başarıyla püskürtmüş, tek vücut olmuş bu ülkenin çocukları, bir doksan dakika birbirlerine tahammül edemiyor ve daha maç başlamadan karşı tarafa saldırıya geçiyor; eski hastalığımız nüksediyor… Hem de bu modern çağda… Hangimiz daha moderniz? Antik Çağ’da 27 yıl süren savaşa, olimpiyatlar için ara veren insanlar mı, yoksa Modern Çağ’da birbirimize dünyayı zehir eden bizler mi? Aslında tarihin ilginç süreci, biz insanlar için ders çıkarma vesilesidir anlayana.   Rio’ya uzanırsak Her olimpiyat bir değil birkaç yıldız doğuruyor. Önce bizdeki yıldıza bakalım: 25 yaşında 125 kilodaki serbest güreşçimiz Taha Akgül… Minderin aslanı güle-oynaya uzandı altın madalyaya. Ona şimdiden geleceğin Alexandr Karelin’i gözüyle ya da yine 3 olimpiyat madalyalı Kübalı Mijain Lopez Nunez’i gözüyle bakabiliriz… İkisi de grekoromenci ancak, ne yazık ki, serbestte arka arkaya 3 olimpiyat altını kazanmış bir güreşçi yok… Güreşçimiz Taha, bu formunu korursa, bırakınız 2020 Tokyo’yu, ev sahibi ülkenin 2017’de belli olacağı 2024’te bile şampiyonluk mücadelesi verebilir. Taha Akgül, stili, kondisyonu, gücü ve üstün ahlâkı ile tam da Atatürk’ümüzün, “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözünü hayata geçiriyor. Nice olimpiyatlara Taha, tarihinin en sıkıntılı günlerini geçiren Türk Milleti’ne büyük moral gücü ve sevinç yaşattığın için…   Bolt rüzgarı dinecek mi? Atletizmin altın çocuğu Usain Bolt, Rio’da 100, 200 ve 4 x 100’de 3 altın madalya kazandıktan sonra, “Artık yarışı bırakacağım; bu benim son olimpiyatlarımdır” açıklamasını yaptı. Doğrusu Bold’un bu sözleri, tüm atletizm severlerin kalbine bir ok gibi saplandı. Çünkü Usain Bold, pistlere getirdiği hava, muziplik ve kendine has şovu ile atletizmin bir farklı yüzü oluvermişti. Ve üstelik 1980-90’lı yılların efsanesi Carl Lewis gibi arka arkaya 3 olimpiyat madalyasını kazanmıştı… Üstelik 2008 Pekin, 2012 Londra ve 2016 Rio’da 3’erden tam 9 “altın” madalyayı boynuna takarak. Üstelik, tıpkı bizim güreşteki temsilcimiz Taha Akgül gibi güle oynaya yarışları kazanarak… Ve üstelik bu çizgisini bırakın geliştirmeyi: muhafaza bile etse, 2020 Tokyo’da yine zirveye koşacağı belli iken… Dünyaya bir daha Usain Bolt gibi sporcular gelir mi bilmiyorum… Ancak, 2012 Londra Olimpiyatları’ndaki 4x100 yarışında takım arkadaşının doping numunesinin pozitif çıkması, Bold’un madalya sayısını haksız yere düşürecek gibi…   Gelin Carl Lewis’le Usain Bold’u kıyaslayalım: Lewis, 1984 Los Angeles’te 4 altın (100 metre, 200 metre, 4 x 100 ve uzun atlama), 1988 Seul’de 2 altın 1 gümüş (100 metre, uzun atlama ve 200 metre), 1992 Barcelona’da 2 altın (4 x 100, uzun atlama) ve 1996 Atalanta’da uzun atlamada altın madalya… Yani Carl Lewis arka arkaya 4 olimpiyatta toplamda 9 altın 1 gümüş madalya kazandı. Ayrıca 1983 ve 1993 yılları arasında katıldığı dünya şampiyonalarında da 8 altın 1 gümüş ve 1 bronz madalya ile aktif spor yaşamını tamamladı ünlü sprinter… Usain Bold ise 9 olimpiyat altın madalyanın yanı sıra, 2009 ile 2011 arasında katıldığı Dünya Atletizm Şampiyonaları’ndan tam 11 altın 2 gümüş madalya çıkardı.  Katıldığı 3 olimpiyatta da madalyaları üçledi… Bolt, önümüzdeki son dünya şampiyonasına da katılıp final yapacak. Yani, altın koleksiyonunu daha da zenginleştirecek.   Sporun da dostluğun da zirvesi Sizlere, güreşimizin yeni aslanı Taha’yı anlatmaya, pistlerin iki devi Carl Lewis ile Usain Bold’u kıyaslamaya çalıştım. Oysa daha ABD’li yüzücü ve madalya avcısı Michael Phelps, Golden State’den ABD’li basketbolcu Stephen Curry, bayanlar tenisten ABD’li Serena Williams, erkeklerde Sırp tenisçi Novak Djokovic, halter 94 kiloda 242 kilo ile dünya rekoru kıran Ilya Ilyin’i anlatacaktım… Ancak, en çok ne dikkatimi çekti biliyor musunuz? Özellikle boks, güreş, tekvando, eskrim ve karate gibi vurmalı ve temaslı sporlarda sporcuların müsabakayı kazansın ya da kaybetsin; rakipleriyle sıcak bir şekilde kucaklaşması, birbirini tebrik etmesi, hatta galip gelen sporcunun rakibinin elini havaya kaldırmasını gözyaşıyla izledim. Olimpiyatlardan bahsederken, bu fikri ilk ortaya atan Pierre de Coubertin’i, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda 4 altın madalya alan, uzun atlamadaki rekoru 25 yıl kırılamayan ve ev sahibi Adolf Hitler’i tribünden kaçıran Jesse Owens’i, 1960 Roma Olimpiyatları’nda altın madalya aldıktan sonra Dünya Ağır Sıklet Boksu’nun efsanesi olan Muhammed Ali’yi, 1972 Münih Olimpiyatları’nın 7 altın madalyalı sporcusu Amerikalı Mark Spitz’i, 1988 Seul Olimpiyatları’nın halterdeki yıldızı, ağırlığının 3 katından 10 kilo fazlasını kaldıran Naim Süleymanoğlu’nu, yine arka arkaya 4 olimpiyata katılan ve 3 altın 1 gümüş madalya kazanan grekoromenin efsanesi Rus Alexander Karelin’i anmazsak olmaz. Onlar ve burada adını sayamadığım diğer efsaneler, olimpiyatların Çoban Yıldızı gibidir; hiçbir zaman sönmezler. İşte, sporun en yüksek arenası, bir başka deyişle, Citius, Altius, Fortius’un zirvesinde sporcuların kıyasıya ancak fair play anlayışı içerisinde yarışmasıyla gözlerimizin önünden bir rüya gibi geçen olimpiyatlar… Şimdi böylesine bir atmosferde, böylesine bir dünya yıldızlarını izlemek için taa 2020 Tokyo’yu bekleyeceğiz… Rio Olimpiyatları’nın görkemli kapanış töreninin bittiği günlerde 21 Ağustos’ta Süper Lig’de Turgay Şeren Sezonu da başladı… Bitmesini istemediğim rüyadan uzanır gibiyim… Ey futbolcular, ey sporumuzu yönetenler, ey taraftarlar ne olur, ama ne olur; bana bu güzel rüyadan sonra ligimizde kâbus yaşatmayın…

Yazarın diğer yazıları (5)

Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

www.sporvitrini.com © 2010 - Tüm Hakları Saklıdır.

"www.sporvitrini.com" Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır. Spor haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayınlanmaktadır. ‘www.sporvitrini.com’da yayınlanan tüm haberler ve makaleler, kaynak gösterilmek ve ‘www.sporvitrini.com’un ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. ‘www.sporvitrini.com’ da yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.sporvitrini.com sayfalarında yer alan ve ayrı bir sayfada açılan harici linklerin sorumluluğunu almaz.sporvitrini.com web sitesinde yer alan tüm sayısal veriler, istatistikler ve tahminler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; ilgili konu hakkında sporvitrini.com'un genel görüşünü yansıtmaz. Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan,eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporvitrini.com sorumlu tutulamaz.

Tasarım ve Programlama: Erdem FIRAT & Hicabi ERDEM