Mustafa KARAGÖL
Türk futbolu ve kendini geliştirmeyen Türk teknik adamlar ile bu kadar olur.
Buraya
kadar tamam da, futbolcu ve yöneticileri bunun dışında mı?
Hayır…
Yönetici
ve futbolcular da içinde.
Hatta
hakemler…
Ve
biz basın mensupları…
TFF
ve kurulları da içinde.
Baş
aktör kim diyebilirsiniz?
Baş
aktör hiç tereddütsüz TFF ve iki büyük kulüp.
Hangi
kulüpler olduğunu zaten herkes biliyor.
TFF
ne teknik adam yetişmesinde ne de yöneticilerin çizgilerini belirlemede adil
davranmıyor.
Anadolu
takımlarına ağır yaptırımlar uygularken, büyükler diye tabir ettiğimiz
takımların başkanlarına aynı hassasiyeti gösteremiyor.
Anadolu
ve alt lig takımlarının hocalarına hiç acımadan cezayı basarken, büyükler diye
tabir ettiğimiz takımların teknik direktörlerine aynı cezayı veremiyor.
Federasyon
Başkanı ben mi ceza veriyorum diyebilir…
Ama
tahkim ve disiplin kurullarındaki hukukçu görünümündeki “taraftarlar” ceza
verirken görevini hakkıyla yapmıyorlar.
Varsa
yoksa İstanbul’dan hukukçular…
Anadolu’dan
tarafsız hukukçulara görev vermek çok mu zor?
Evet,
çok zor…
Neden
mi zor?
Çünkü
her hukukçunun arkasında bir kulüp var. O kontenjandan gelmiş ve onların
haklarını savunmayı vaz geçtim. Haklı olmadıklarında bile onları savunmak
sporun hangi ruhuna uyuyor.
Spor
barış ve kardeşlik değil miydi?
İlla
ki, birilerinin canı mı yanması lazım? Bu kadar kirli bir oyunun neresi spor
Allah aşkına?..
Teknik
adamlarımız maç sonu yaptıkları açıklamalarla olayları daha da körüklüyorlar…
Yöneticiler zaten bu işin baş mimarı ateşin körükleyicileri…
Sporcular
da yönetici ve teknik adamlara uymaya başladılar…
Olayları
görmeyecek olan benim de içinde bulunduğum tarafsız medya ise, spor yazarı
dediğimiz amigo yazarlar da olmayanı bile yazabiliyorlar.
Doğrusunu
söylemek gerekirse, hiç bu kötü açıklamaları görmeyelim diyen birine de denk
gelmedim.
Herkes
kazanmaya göre konuşma metnini hazırlıyor.
Türk
futbolunun marka değeriymiş, Türk halkının ahlaki değerleriymiş kimin umurunda…
Spor barış, kardeşlik ve sportmenlikmiş hiç kimsenin umurunda bileş değil.
***
*!** ***
500
milyon Euroluk iki takımın derbi mücadelesini izledik.
Orta
hakem yabancı, VAR hakemi yabancı...
Biz
kendi hakemimize güvenemeyecek miyiz?
280
Bin TL verip maça gelenleri biliyorum. Peki, bu kadar paralar verip maça gelen
insanlar ne izlediler.
Koskocaman
bir hiç…
Ne
futbol ne de dostluk. Ama maç sonu savaştan çıkılmış gibi açıklamalar yaptılar.
Kimin hakkı yendi ki? Hiç kimsenin hakkı yenmedi, öyleyse bu açıklamalar neyin
nesi?
Türk
futbolunu elbirliği ile bitirmişiz de haberimiz yokmuş meğer...
***
*** ***
Bence
bu işe artık devlet el atmalı…
Bu
gidiş hiç iyi bir gidiş değil.
İki
sezondur futbolun üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Bunun da müsebbipleri
belli. Büyük olaylara gebeyiz.
Olaylar
çıktığında bu insanlar sanki suçsuzmuş gibi çıkıp başkalarını suçlayacaklar.
Pişkin pişkin açıklamalar yapıp, dostluk, kardeşlik ve centilmenlikten
bahsedecekler…
Yazık,
hem de çok yazık…
Belki
de herkesin düşündüğü ancak dillendiremediğini ben söyleyeyim.
Acaba
demiyorum, direk söylüyorum. Futbol üzerinden ülkemizde oyunlar mı oynanıyor?
Bunu
da devletimiz çözmeli…
Başkanlara,
yöneticileri, teknik adamlara, yorumculara ve “SKOR” yazarlarına bir ayar vermek
lazım.
Hem
de çok ivedilikle. Çünkü yarın çok geç olabilir…
***
*** ***
Gelelim
MHK’ye…
Türkiye’de
ne kadar hakem olduğunu tam olarak bilmiyorum.
Ortalama
haftada profesyonel liglerde 100 civarında maç oynanıyor.
Eğer
bu hakem arkadaşlar biraz dik durabilselerdi, bu hafta maçlarda mazeret
bildirip görev almasalardı ne kaybederlerdi?
Bu
kadar aşağılanan bir camianın fertleri olarak dik duramadınız maalesef…
Şunu
diyebilirsiniz;
“Kim dik durdu ki biz duralım”
Hiç
kimse dik durmasa bile siz dik durmalıydınız.
Gelen
hakemin sizden neyi fazlaydı, hangi kritik karar oldu maçta?
Ama
bizim futbolcularımız da yerli hakem olsaydı yerlerdi hakemi.
Biz
bizden olana saygı göstermeyiz?
Dünyanın
sayılı hakemlerinden Cüneyt Çakır Türkiye’de maç yönetirken hep suçladık…
Ondan
daha iyisi var mı?. Hep birlikte yedik bitirdik, gerisini siz düşünün.
Şimdi
nerede?
Birçoğu
bilmiyordur, ben biliyorum.
Gürcistan
Futbol Federasyonu Hakem Kurulu Başkanlığı yapıyor.
Çakır’ın
ayrıca Rusya ve Suudi Arabistan hakem kurullarında da danışmanlık görevleri
var.
El
birliği ile biz yedik bitirdik adamı. Ondan sonra da, Avrupa’dan yıllığı milyon
dolarları bulan paralarla eğitmen getiriyoruz.
***
*** ***
Gelelim
teknik adamlara…
40
yılı aşkın bir süredir bu mesleğin içindeyim.
40
yılda kendini geliştiren teknik adam sayısı üçü beşi geçmiyor. Zaten onlar da
başarılı işlerde imzası olan hocalarımız.
Fatih
Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş’i sayıyoruz. Doğru okuyoruz üç kişi,
tersten okuyoruz üç kişi…
Bunların
dışında birçok teknik adamın var ki, yabancı dili bile yok. Hatta dile
yabancılar.
Bunların
dışındaki gözlemlerime göre söylüyorum.
Türkiye’de
beğendiğim hocalar İlhan Palut, Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis,
Göztepe Teknik Direkötrü Stanimir Stoilov, Bodrum FK Teknik Direktörü Jose Morais,
Kayserispor Teknik Direktörü Sergej Jakirovic’i takip ediyor ve başarılı
buluyorum.
Yurt
dışına giden hocalarımız karnesi ise ortada.
Türkiye’de
99 puan toplayan İsmail Kartal, İran’da 7 maçta 2 galibiyet 3 beraberlik 2
mağlubiyet aldı.
Fatih
Terim’in Arabistan karnesi ise, 11 maç 6 galibiyet 1 beraberlik 4 mağlubiyet.
Hikmet
Karaman Moldova’da 5 maç 4 galibiyet 1 mağlubiyet.
Mehmet
Topal ise Romanya’da ilk yarıyı tamamlayamadı 24 maçı çıktı.
Bu
maçlardan 8 galibiyet 11 beraberlik 5 mağlubiyet ile ayrıldı.
Nuri
Şahin 27 maçta 12 galibiyet 4 beraberlik 11 mağlubiyet.
İrfan
Buz’un Bosna Hersek Ligi’nde 18 maçta 7 galibiyet 5 beraberlik 6 mağlubiyeti
var.
Muhsin
Ertuğral Güney Afrika’da 10 maçta 3 galibiyet 1 beraberlik 6 mağlubiyet
alırken, Alpaslan Erdem Kuzey Makedonya’da 13 maç 6 galibiyet 2 beraberlik 5
yenilgi aldı.
Başarıları
varsa tablo ortada.
Ben
bir başarı göremiyorum. Futbolun dışına çıktığımızda Ergin Ataman’ı
sayabiliriz.
Birçok
hoca zaten kendini geliştiremiyor.
Lisan
eksikliğini ilk sırada sayabiliriz...
Gurbetçi
futbolcularımızda lisan sıkıntısı pek yok.
Ülke
milli takımı çalıştıran hoca sayısına baktığımızda ise, koskoca 85 milyonluk
ülkemizden sadece tek bir Türk hoca görebiliyoruz…
Belki
de, futbol dünyasını yakından takip edenler dışında, birçoğu onu tanımıyordur
bile…
Bilmeyenler
için söyleyeyim, daha önce Moldova A Milli Takımını ve şimdi de Kenya A Milli
Futbol Takımını çalıştıran Teknik Direktör Engin Fırat..
***
*** ***
Ülke
milli takımı çalıştırmak büyük bir bilgi, beceri, yetenek, cesaret ve lisan
işidir.
Hem
iyi bir eğitim alacaksınız, hem de iyi bir lisana sahip olup, dünya futbolunu
yakından takip edeceksiniz.
Bu
saydıklarımın hepsi de Engin Fırat’ta fazlasıyla mevcut.
Eğitimini
Almanya’da almış, Türkiye’de de çalışmış, Avrupa’da Asya’da ve Afrika’da 3
kıtada çalışmış bir hocadan bahsediyorum.
Engin
Fırat, Türkiye’de 25 yıl önce Werner Lorant ile Fenerbahçe’de yardımcı hocalık
yapmış. Sonrasında K.Erciyes ve Sivas’ta da yardımcı hocalık yaptıktan sonra
yurt dışına gitmiş bir isim. Yurt dışı serüveninde çalıştığıı takı ve ülkeleri
de şöyle; Ahlen (Almanya - Yrd. Antrenör), Incheon United (G.Kore - Yrd.
Antrenör), İran Millî Futbol takımı ((Yrd. Antrenör), Sepahan (İran –Teknik
Direktör), Gostaresh (İran- Teknik Direktör), Saipa (İran - Teknik Direktör).
Daha
sonra Moldova A Milli Takım Teknik Direktörü ve şimdi de Kenya A Milli Takım
Teknik Direktörü olarak görev yapıyor.
Gittiği
yerlerdeki başarılarıyla spor adamlarının dikkatini çekiyor. Geçtiğimiz sezon
Hatayspor istedi ama anlaşamadılar. Çünkü Engin Fırat prensipleri olan birisi.
Almanca ve İngilizceyi çok iyi derecede biliyor. İspanyolcaya da az da olsa
konuşuyor. Dünya futbolunu çok iyi takip ediyor. Şu anda da Arabistan, İran ve
Katar’dan teklifler var. Bir ülke milli takımından da teklif almış durumda.
Ama
Türk hoca olmasına rağmen Türkiye’den bence yeterli ilgiyi görüp, teklif
alamıyor.
Bizim kulüp başkanlarının hep aynı isimlerde ısrar etmeleri, hocaların da kendilerini geliştirememeleri neticesinde Türk futboluna da katkıları yok denecek kadar az oluyor. Engin Fırat gibi özel bir teknik adamı da Süper Ligde görme dileklerimi iletiyor, ‘Ramazan-ı şerif’inizi kutluyorum.
Yorumlar (0)
Yorum Gönderebilirsiniz